v
Asıl
ticareti gerçekleştirecek olan kentlinin, memur, yönetici ve toprak sahiplerine
sürekli boyun eğmesi ve bunlara bağlı olması, Mezopotamya’nın büyük uygarlıklarından
bu yana, yani M.Ö. 3000’lerden beri, Ortadoğu toplumlarının belirgin özelliği
olmuştur. Böyle bir ortamda yenilikçi düşüncelerin ve zenginlik biriktirecek
ticaretin yeşerecek toprak bulamayacağı herhalde doğrudur. S. 83
v
Kurulan
askerî devlette Osmanlılar yalnız dört meslek tanıyorlardı: Yöneticilik, savaş,
din ve tarım. Sanayi ve ticaret, miras aldıkları sanatlarına devam eden
fethedilmiş Müslüman olmayan halka bırakılmıştı (Lewis, 1970: 35). S. 83
v
İslâm
dünyasının duraklamasının ikinci önemli nedeni, kuzeyde Rusya’nın güçlenmesi ve
bunun yol açtığı gelişmelerdir. S. 84
v
Duraklamanın
üçüncü nedeni, İslâmiyetin Sünni ve Şii yorumu arasındaki farkların büyük
çatışmalara varacak kadar abartılması ve bunun yıkıcı sonuçlarıdır. S. 85
v
Karlofça
antlaşması, Osmanlıların askerî gücünün önemli ölçüde zayıfladığını ortaya
koydu ve Avrupa üzerinde yüzyıllar süren Türk gücünün artık eskisi gibi
olmadığını ve hatta silinmeğe yüz tuttuğunu gösterdi (Uzunçarşılı, 1973). S.
112
v
Osmanlı
devletinin teokratik bir nitelik göstermesi, yani devletin din. dinin de devlet
işlerine karışması, reform ve yenilik hareketlerini baltalamıştır. Ayrıca,
İslâmiyetin o zamanki dini öğretisi, insana çevresini araştırıp, her alanda
etkin bir yaşam sürdürmekten çok, iç dünyasını zenginleştirmeyi öğütlemekteydi.
Tarihçi Enver Ziya Karal’ın deyişiyle, ""İslâm eğitimi, tabiat ve
cemiyet olaylarım çözmeyi hedef tutmaktan çok, kişinin iç alemini, din ve
edebiyat bilgileriyle süslemekteydi... (Avrupa insanı, 18. yüzyılda doğanın
yasalarını bulup, bunları üretime uygulamağa başlarken) medreselerde yetişen ve
ulema adım taşıyan Osmanlı bilginleri, Aristo devrini bir saman çöpü geçmemiş
durumda idiler”. S. 141
v
Avusturya
Başbakanı Metternich de Osmanlı devletinin gerilemesini farklı bir yerde
aramamaktadır. 1834 yılında şunları söylüyor: "Türk imparatorluğunun
tarihi incelendiğinde, çok temel ve sürekli bir zayıflık kaynağına sahip olduğu
kolaylıkla görülüyor. Bu imparatorluk, geniş topraklan yönetmektedir ama güçlü
değildir. Çok verimli topraklara sahiptir ama zengin değildir. Coğrafi konumu
çok uygundur ama ticareti yoktur. Askerleri ölmeyi bilir ama savaşmayı
bilmemektedir. Nasıl olur da hükmetmek isteyen Müslüman gururunun artık
hükmedecek gücü yoktur?... Siyasal düşünceler bu soruya cevap veremiyor.
Toplantı salonları ve askeri büyük birlikler çok az şeyi açıklıyor; aslında
bozukluğun kökeni çok derinlerde. Islâmiyette temel bir durgunluk ve
dolayısıyla çürüme vardır. Türk imparatorluğunda insan zekâsı, lüks ve fizik
zevkler tarafından ortadan kaldırılmıştır... Türk imparatorluğu Türk olduğu
için değil, Müslüman olduğu için çökmektedir. Onun yerine bir Arap
imparatorluğu koysanız da bir şey değişmez. Aynı çürüme kaynakları devam
edecektir” (Sauvigny, 1962: 247-8). S. 142
v
Osmanlı
topraklarının paylaşılması ile ilgili olarak St. Petersburg’da 1853 yılının ilk
aylarında Çar I. Nikola ile İngiliz Büyükelçisi Sir Hamilton Seymour arasında
başlayan gizli görüşmelerin temeli, 1844 yılının yazında Rusya ile İngiltere
arasında varılan gizli görüş birliğidir. Bu görüş birliğinin amacı, Osmanlı
devletinin Avrupa topraklarının parçalanması söz konusu olduğu zaman, bu
toprakların barışçı ve Avrupa güç dengesini bozmayacak bir biçimde el
değiştirmesinde İngiltere ile Rusya’nın işbirliği yapmalarıydı. S. 189

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder