Öne Çıkan Yayın

17 Aralık 2018 Pazartesi

Altını çizdiklerim-- Anka'nın Yükseleşi ve Düşüşü-Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme (Oral Sander)


v  Asıl ticareti gerçekleştirecek olan kentlinin, memur, yönetici ve toprak sahiplerine sürekli boyun eğmesi ve bunlara bağlı olması, Mezopotamya’nın büyük uygarlıklarından bu yana, yani M.Ö. 3000’lerden beri, Ortadoğu toplumlarının belirgin özelliği olmuştur. Böyle bir ortamda yenilikçi düşüncelerin ve zenginlik biriktirecek ticaretin yeşerecek toprak bulamayacağı herhalde doğrudur. S. 83

v  Kurulan askerî devlette Osmanlılar yalnız dört meslek tanıyorlardı: Yöneticilik, savaş, din ve tarım. Sanayi ve ticaret, miras aldıkları sanatlarına devam eden fethedilmiş Müslüman olmayan halka bırakılmıştı (Lewis, 1970: 35). S. 83

v  İslâm dünyasının duraklamasının ikinci önemli nedeni, kuzeyde Rusya’nın güçlenmesi ve bunun yol açtığı gelişmelerdir. S. 84

v  Duraklamanın üçüncü nedeni, İslâmiyetin Sünni ve Şii yorumu arasındaki farkların büyük çatışmalara varacak kadar abartılması ve bunun yıkıcı sonuçlarıdır. S. 85

v  Karlofça antlaşması, Osmanlıların askerî gücünün önemli ölçüde zayıfladığını ortaya koydu ve Avrupa üzerinde yüzyıllar süren Türk gücünün artık eskisi gibi olmadığını ve hatta silinmeğe yüz tuttuğunu gösterdi (Uzunçarşılı, 1973). S. 112

v  Osmanlı devletinin teokratik bir nitelik göstermesi, yani devletin din. dinin de devlet işlerine karışması, reform ve yenilik hareketlerini baltalamıştır. Ayrıca, İslâmiyetin o zamanki dini öğretisi, insana çevresini araştırıp, her alanda etkin bir yaşam sürdürmekten çok, iç dünyasını zenginleştirmeyi öğütlemekteydi. Tarihçi Enver Ziya Karal’ın deyişiyle, ""İslâm eğitimi, tabiat ve cemiyet olaylarım çözmeyi hedef tutmaktan çok, kişinin iç alemini, din ve edebiyat bilgileriyle süslemekteydi... (Avrupa insanı, 18. yüzyılda doğanın yasalarını bulup, bunları üretime uygulamağa başlarken) medreselerde yetişen ve ulema adım taşıyan Osmanlı bilginleri, Aristo devrini bir saman çöpü geçmemiş durumda idiler”.  S. 141

v  Avusturya Başbakanı Metternich de Osmanlı devletinin gerilemesini farklı bir yerde aramamaktadır. 1834 yılında şunları söylüyor: "Türk imparatorluğunun tarihi incelendiğinde, çok temel ve sürekli bir zayıflık kaynağına sahip olduğu kolaylıkla görülüyor. Bu imparatorluk, geniş topraklan yönetmektedir ama güçlü değildir. Çok verimli topraklara sahiptir ama zengin değildir. Coğrafi konumu çok uygundur ama ticareti yoktur. Askerleri ölmeyi bilir ama savaşmayı bilmemektedir. Nasıl olur da hükmetmek isteyen Müslüman gururunun artık hükmedecek gücü yoktur?... Siyasal düşünceler bu soruya cevap veremiyor. Toplantı salonları ve askeri büyük birlikler çok az şeyi açıklıyor; aslında bozukluğun kökeni çok derinlerde. Islâmiyette temel bir durgunluk ve dolayısıyla çürüme vardır. Türk imparatorluğunda insan zekâsı, lüks ve fizik zevkler tarafından ortadan kaldırılmıştır... Türk imparatorluğu Türk olduğu için değil, Müslüman olduğu için çökmektedir. Onun yerine bir Arap imparatorluğu koysanız da bir şey değişmez. Aynı çürüme kaynakları devam edecektir” (Sauvigny, 1962: 247-8). S. 142

v  Osmanlı topraklarının paylaşılması ile ilgili olarak St. Petersburg’da 1853 yılının ilk aylarında Çar I. Nikola ile İngiliz Büyükelçisi Sir Hamilton Seymour arasında başlayan gizli görüşmelerin temeli, 1844 yılının yazında Rusya ile İngiltere arasında varılan gizli görüş birliğidir. Bu görüş birliğinin amacı, Osmanlı devletinin Avrupa topraklarının parçalanması söz konusu olduğu zaman, bu toprakların barışçı ve Avrupa güç dengesini bozmayacak bir biçimde el değiştirmesinde İngiltere ile Rusya’nın işbirliği yapmalarıydı. S. 189


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder